Nisan’da Hangi Balıklar Yenir?

Doğanın iyiden iyiye canlanmaya başladığı Nisan ayı ile artık bahar mevsimi gelir ve hava sıcaklıkları artar. Havanın ısınmasıyla birlikte balıklar da hareketlenir ve yağlarını iyice kaybederler. Bu da Nisan ayında balık keyfinin daha çok kızartma şeklinde yaşanacağı anlamına gelir.

Nisan Ayında Hangi Balıklar Yenir?

İzmarit: Şubat ayından itibaren afiyetle tüketilen izmarit, Nisan ayında da balık sofralarını taçlandırmaya devam eder. İzmarit en çok kızartılarak tüketilir. Derisi sert ve dikenli olduğundan kızartılacak olan izmaritin derisinin soyularak, tulum şeklinde çıkartılması gerekir. Bu şekilde unlanarak kızartılan izmarit hem yumuşacık, hem de çok lezzetli olur.

Kızartmanın yanında izmarit ızgara yapılarak da tüketilebilir. Ancak bu yöntemde izmarit temizlenmeden pişirilir. Bunun için izmarit denizden çıktığı gibi, sadece su ile yıkanır ve ızgara yağlandıktan sonra kızgın ızgara üzerinde harlı ateşte pişirilir. Bu şekilde pişirilen izmaritin yüzgeçleri ve bağırsakları yemeden hemen önce temizlenir.

Kalkan: Kalkan balığı Nisan ayının en lezzetli balıklar arasında yer almasına rağmen fiyatı yüksek bir balıktır. Hem lezzet hem de fiyat özellikleri ile balıkçıların assolisti olarak anılan kalkan da daha çok kızartma yöntemi ile pişirilir. Kalkan bütün olarak kızartılabileceği gibi, daha kolay bir tüketim için temizlenen kalkan genellikle 3’er cm kalınlığındaki şeritler halinde kesilir. Kalkan balığı yıkandıktan sonra daha lezzetli olabilmesi içinse marine edilmesi gerekir. Bunun için kalkan balığı zeytinyağı, limon suyu, tuz ve karabiber içinde bir süre bekletilir ve sostan alınan balık una bulandıktan sonra kızgın yağda pişirilerek afiyetle tüketilebilir. Kızarmasının yanında kalkan fırında güveç, ızgara, kağıt kebabı ve buğulama şeklinde de pişirilebilir.

Mezgit: Bahar ayının müjdecilerinden birisi de mezgittir. Nisan ayı ile birlikte balıkçı tezgahlarında daha fazla yer alan mezgit bu ayda yenebilecek en lezzetli balıklardan birisidir. Yağ oranının fazla olmamasından dolayı mezgit de daha çok kızartılarak tüketilir. Mezgitin kızartılmasında una bulanan balıklar çırpılmış yumurtaya batırılarak pişirilirlerse son derece lezzetli bir yemek olan mezgit yumurta tava yapılmış olur. Bunun yanında mezgit domates ile birlikte sote şeklinde de pişirilebilir.

Nisan ayının yıldızları olan izmarit, kalkan ve mezgitin yanında sardalya, çinekop, hamsi, gümüş, mersin, morina ve strangolos da bu ayda tüketilebilen balıklar arasında yer alır.

Kasım’da Hangi Balıklar Yenir?

Sonbaharın son ayı olan kasım ayında balık daha çok tüketilmeye başlanır. Uskumru mu, yoksa lüfer mi derken işin içine hamsi de girer ve balık seçiminde karar vermek zorlaşır. Etrafı ızgara balık kokularının sardığı Kasım ayı, balık emekçilerin mesailerinin de oldukça yoğun olduğu dönemlerden birisidir.

Kasım Ayında Hangi Balıklar Yenir?

Uskumru: Aşırı avlanma nedeniyle Türkiye’de sayıları oldukça azaldığından uskumrunun ithalatı da yapılır. Oldukça lezzetli bir balık olan uskumru balık-ekmek denince de ilk akla gelenlerdendir. Uskumrunun en lezzetli şekli, ekmek arasında yenidiğinde bile bağımlılık yaratan ızgarasıdır. Tavası ve buğulaması da lezzetli olan uskumrunun çirozu ise en ideal halidir. Uskumru ile hazırlanabilecek bir diğer tarif de uskumru dolmasıdır. Osmanlı mutfağının nadide yemeklerinden birisi olan uskumru dolmasının hazırlanması için öncelikle uskumrunun eti yumuşatılarak kılçıkları ile birlikte derisinden çıkartılır. Ardından tavada çam fıstığı, soğan, kuş üzümü ve balık içleri kavrulur. Kavrulan karışıma ise karabiber, kişniş, maydanoz, dereotu ve taze nane eklenir ve bu harç balıkların içlerine doldurulur. Hazırlanan uskumru dolmaları ise un, yumurta ve galeta ununa batırılarak kızartılır.

Lüfer: Lezzetini hala koruduğu bu ayda lüfer en doğru balık tercihlerinden birisidir. Lüferin ızgarası damakları tam anlamıyla şenlendirir. Ancak ızgara yapılacak lüferin yeterince büyük ve yağlanmış olmasına dikkat edilmelidir. Izgara için hazırlanan lüferin kanları iyice temizlenmeli ve pişirme süresi lüferin her bir yüzü için ortalama 7-8 dakika olmalıdır. Izgarasının haricinde lüfer tava ve buğulama şeklinde de afiyetle tüketilebilir.

Hamsi: Müdavimlerinin aylardır sabırla beklediği hamsi nihayet kasım ayında tezgâhlarda yerini alır. Bu aydan itibaren hamsi özellikle tava şeklinde oldukça lezzetli olur. Henüz tam yağlanmadığından dolayı bu dönemde hamsinin ızgarası önerilmez. Fırın, buğulama, tava, pilaki, yahni, kağıt kebabı ve buğulama ise hamsinin en lezzetli şekilde tüketilebileceği diğer pişirme yöntemleridir.

Uskumru, lüfer ve hamsinin dışında barbun da bu ay hala çok lezzetlidir. Barbunun pişirilmesi için öncelikli olarak ızgara tercih edilmeli ya da bu balığın tavası yapılmalıdır. Diğerleri kadar lezzetli olmasalar da levrek ve mercan da bu ay tüketilebilecek balıklar arasında sayılabilirler.

Aralık Ayında Hangi Balıklar Yenir?

Kışın başlaması ile birlikte soğuyan havalar balıklarda yağlanmanın da başlamasına neden olur. Kısa bir süre önce balıkçı tezgahlarında görünmeye başlayan hamsi ise artan lezzeti ve uygun fiyatı ile bu ayın balık sofralarının hakimi olmaya adaydır.

Aralık Ayında Hangi Balıklar Yenir?

Hamsi: Yağlanarak lezzeti gittikçe artan hamsilerin bu dönemde ızgaraları da yapılabilir. Izgarası yapılacak hamsilerin yağlanmış ve iri olmalarına dikkat edilmelidir. Yıkanıp temizlenen hamsiler ızgarada pişirilirken, sık aralıklı bir pişirme teli kullanılmalıdır. Hamsiler ayrıca ızgarada çöp şişe geçirilerek de pişirilebilir. Ancak hamsi şiş yapmak için kullanılacak çöp şişler pişirme esnasında yanmamaları için önceden bir süre suda bekletilmelidir. Ayrıca balıklar çevrilirken problem yaşanmaması içinse çöp şişler hamsilere baş ve kuyruk kısımlarından olmak üzere iki yerden batırılmalıdır.

Birçok kişinin vazgeçilmez lezzeti olan hamsi tava yapmak içinse düz ve yapışmaz bir tava kullanılmalıdır. Kızartmada kullanılacak yağa ise hamsinin yağlılığına göre karar verilmeli ve mümkün olduğunda az yağ kullanılmalıdır. Hamsiler tavaya dizilmeden önce hem daha lezzetli olmaları hem de tavaya yapışmamaları için una bulanmalıdırlar. Bunun için tercihen mısır unu kullanılmalı, mısır unu yoksa bu işlem buğday unu ile yapılmalıdır. Hamsiler una bulandıktan sonra tavaya çember şeklinde ve sıkışık olarak dizilmelidir. Ancak balıkların üst üste binmesine izin verilmemelidir. Hamsilerin bir yüzleri iyice piştikten sonra düz bir kapak yardımıyla hamsiler toplu şekilde döndürülmelidir. Bu şekilde tüm hamsiler aynı anda ve eşit şekilde pişer.

Izgara ve tavası dışında hamsi fırın, kağıt kebabı, buğulama, pilaki ve yahni için de oldukça uygundur.

Mercan: Yumuşak ve bol etli bir balık olan mercan aralık ayında tüketilebilecek balıklardan birisidir. Yağ oranı çok fazla olmadığı için ızgarası yapılacaksa kurutulmamaya dikkat edilmelidir. Mercanın tavası da lezzetli olur. Mercan ayrıca buğulama ve yahni şeklinde de pişirilebilir. Bol etli olduğundan mercan balığı çorba yapımında da kullanılabilirken mercan dolması ise bu balıkla yapılabilecek en lezzetli tariflerden birisidir.

Bu ay farklı bir balık lezzeti arayanlar ise tercihlerini torik, iskorpit ve levrekten yana kullanabilirler.

​Ekim’de Hangi Balıklar Yenir?

Av yasağının kalkmasından sonra balıkçılığın hızını iyice alması ile ekim ayı balığın bol ve lezzetli olduğu dönemlerden birisidir. Levrek ve palamutun başı çektiği bu ayda uskumru, sardalya, lüfer, barbun ve kılıç balığı da lezzet açısından birbirleri ile yarışırlar.

Ekim Ayında Hangi Balıklar Yenir?

Levrek: Beyaz etli ve oldukça lezzetli bir balık olan levrek, ekim ayının balık tercihlerinde ilk sıralarda yer alır. Levrek lezzetinin en iyi şekilde yaşanabilmesi için bu balığın bütün veya fileto şeklinde fırında veya mangalda pişirilmesi tavsiye edilir. Bunun yanında kızartma lezzetini sevenler levreğin tavasını da yapabilirler. Haşlaması da yapılan levreğin pişirilmesi için diğer bir seçenek de domates, soğan, biber ve üzerine kaşar ilavesi ile kiremit içinde fırına verilmesidir.

Palamut: Bu dönemde yağlandığı için palamut özellikle ızgara olarak veya fırında pişirilmelidir. Palamut her iki yöntemde de fileto ya da yuvarlak dilim şeklinde kesilerek pişirilebilir. Fırında pişirirken palamutun daha iyi pişmesi ve yanmaması için tepsinin üzeri alüminyum folyo ile kapatılmalı ve malzemeler iyice yumuşayıncaya kadar kapalı tutulmalıdır. Sonrasında ise folyo açılarak balıklar kızarana kadar pişirmeye devam edilebilir. Palamutu ızgara şeklinde hazırlamak isteyenler ise kızarma yağı miktarını düşük tutmalı ve daha kolay pişmeleri için palamutları fileto şeklinde hazırlayarak ya da balığı uzunlamasına dörde bölerek pişirmelidirler.

Lüfer: Eylül ayının da en lezzetli balıkları arasında yer alan lüfer, ekim ayında daha da yağlanarak lezzetini korur. Lüferin en lezzetli şekilde tüketilebilmesi içinse ızgarada pişirilmesi gerekir. Ancak lüfer fırında ve kağıt kebabı şeklinde pişirildiğinde de iyi olur. Bunların haricinde aynı lezzette olmasa da lüfer tava ve buğulama şeklinde de tüketilebilir.

Barbun: Ekim ayı ile birlikte barbunun en lezzetli olduğu dönemin de sonuna yaklaşılır. Lezzetinin yanında ekonomik değeri de yüksek olan bu balığın pişirilmesi için öncelikle ızgara tercih edilmelidir. Izgara haricinde barbun da diğer küçük balıklar gibi kızartılarak da pişirilebilir. Bunların dışında ekim ayının en lezzetli balıkları arasında kılıç, uskumru ve sardalya da sayılabilir. Bu balıkların tamamı ızgara ve fırın olarak pişirilebilirken, sardalyanın buğulaması ve uskumrunun haşlaması da yapılabilir.

​Eylül’de Hangi Balıklar Yenir?

Sonbaharın başlangıcı olan eylül ayı ile birlikte av yasağı sona erer ve bu şekilde balıkçı tezgâhları da dolar. Çeşitliliğin ve bolluğun artmasının yanında yağlanmaya devam eden balıkların lezzeti de artar. Özellikle çingene palamutlarının büyüyerek palamut haline gelmesi ile bu ayın balık sofralarının favorisi de belli olmuş olur.

Eylül Ayında Hangi Balıklar Yenir?

Palamut: Çingene palamutunun büyüyüp palamut haline gelmesi ve yağlanmaya başlaması sonucunda bu balık eylül ayı sofralarında oldukça sık yer alır. Bu dönemde tavanın yanında palamutlar ızgarada da rahatlıkla pişirilebilir. Palamutun en lezzetli şekilde pişirilme yöntemlerden birisi de olan fırın bu ayda da çokça tercih edilir. Fırında bütün, fileto ya da halka dilim doğranmış halde ve soğan dilimleri üzerine yerleştirilen palamut, domates, limon ve zeytinyağı ilavesi ile fırında kısa sürede pişirilebilir.

Sardalya: Eylül ayı sardalyanın en yağlı ve en lezzetli olduğu aydır. Bu özelliğinden dolayı sardalya bu vakitte mümkünse sadece ızgara şeklinde tüketilmelidir. Balığın kendi yağı ile pişmesini sağladığından bu dönemde sardalya kağıt kebabı şeklinde de pişirilebilir. Ancak sardalyayı yemekten çok bir ziyafet haline getirmek isteyenler ise asma yaprağında sardalyayı mutlaka denemeliler. Bu şekilde pişirilmeleri için sardalyalar yıkanıp temizlendikten sonra üzerlerine zeytinyağı sürülür. Her sardalya, üzerine tuz, karabiber ve defneyaprağı parçası koyulup teker teker asma yapraklarına sarılır. Asma yapraklarına sarılan sardalyalar da ızgarada ya da fırında pişirilir.

Çipura: Yağlandığı için çipura da bu dönem ızgarada pişirilirse çok daha lezzetli olur. Izgarayı tercih etmeyenler ise çipurayı soğan, domates, limon ve baharatlarla fırında pişirmeye öncelik vermeliler. Ayrıca çipura kiremitte kaşarlı olarak pişirilirse de oldukça lezzetli olur. Bunun haricinde çipura buğulama, tava veya yahni şeklinde de pişirilebilir.

Lüfer: Lüferin en lezzetli pişirilme şekli ızgaradır. Izgara lüferin yanında da en çok roka, kıvırcık salata ve domates yakışır. Izgara haricinde lüfere yakışan diğer bir pişirme şekli de kağıt kebabıdır. Izgarası kadar lezzetli olmasa da lüfer buğulama, fırın ve tava şeklinde de pişirilebilir.

Barbun: Eylül ayının lezzetli balıklarından bir diğeri olan ve kırmızı rengi ile dikkat çeken barbundur. Oldukça lezzetli bir balık olan barbunun en lezzetli pişirilme şekli ızgaradır. Ancak diğer çoğu küçük boyutlu balıkta olduğu gibi barbun da sıklıkla tavada tercih edilir.

Ağustos’ta Hangi Balıklar Yenir?

Sıcak havaların etkisini kaybetmeye başladığı ağustos ayında balıkçıların tezgahları da hareketlenmeye başlar. Bu ayda çıkan çingene palamutu yazın bittiğinin ve balık mevsiminin başladığının habercisi gibidir. Yazın bitmesine üzülenlerin avuntusu ise bol miktarda lezzetli balık yiyecek olmalarıdır.

Ağustos Ayında Hangi Balıklar Yenir?

Sardalya: Yağlanması gittikçe artan sardalyanın en lezzetli olduğu zamanlardan biridir. Daha yağlı olmasından dolayı sardalyanın ızgarası bu dönemde çok daha güzel olur. Ancak ızgara yapmaya imkanı olmayanlar ve kızartmadan vazgeçemeyenler ise sardalyayı tavada da pişirip afiyetle tüketebilirler. Daha sulu bir yemek isteyenler ise sardalyayı buğulama veya pilaki şeklinde de pişirebilirler.

Palamut: Ağustos ayında çıkan çingene palamutu, palamutun küçüğü olup boyu 20-30 cm arasındadır. Çingene palamutu henüz yağlanmadığı için ızgarası iyi olmaz. Izgara lezzetinden vazgeçemeyenler ise kurutmamak için bu balığı fileto şeklinde hazırlayıp zeytinyağında dinlendirdikten sonra pişirmelidirler. Bunun haricinde çingene palamutu kızartma, pilaki, haşlama şeklinde veya fırında da pişirilebilir. Filetosu çıkartılıp yağda pişirilen çingene palamutları güveç veya cam tepsiye alınıp üzerlerine domates, biber ve baharat karışımından oluşan sos ve son olarak kaşar rendesi ilavesi ile fırında pişirildiklerinde oldukça lezzetli bir yemek ortaya çıkar.

Çipura: Havaların sıcaklık değerlerinin düşmeye başlamasıyla birlikte yağlanmaya başlayan çipura da bu ayın lezzetli balıkları arasında yer alır. Çipura bütün ya da fileto şeklinde hazırlanarak ızgara veya fırında pişirildiğinde oldukça lezzetli olur. Ayrıca bu balık kiremitte domates, soğan ve kaşar ile birlikte pişirilmeye de uygun olup bu şekilde hazırlanışı da oldukça lezzetlidir. Bunun haricinde çipura yahni, buğulama ve kızartma şeklinde de pişirilebilir. Bunun yanında bol ve beyaz etli bir balık olan çipuradan balık çorbası da yapılabilir.

Çinekop: Lüferin küçüğü olan çinekop da Ağustos ayının en lezzetli balıkları arasında yer alır. Çinekop, ızgara, fırın, tava ve haşlama gibi farklı şekillerde pişirildiğinde oldukça lezzetli olur. Ancak lüferin neslinin tükenmemesi adına bu balığın tutulması yasaktır ve yasağa rağmen çinekop satılan yerlerden de bu balığın alınıp tüketilmemesi tavsiye edilir.

Balzamik Sirke Nasıl Kullanılır?

Dünyada sadece İtalya’nın Modena bölgesinde yetişen beyaz Trebbiano üzümlerinden yapılan balzamik sirkesi tatlımsı ve ekşimsi tadı bir araya getirir. Birçok salataya, yemeğe ve sosa eşlik eden bu lezzetli sirke, yapım aşamasında birçok işlemden geçer ve sirkenin yapımı uzun yıllar sürebilir.

Rengi ve satıldığı şişelerle kırmızı şarabı andıran balzamik sirkesini Türkiye’de de birçok markette bulabilmek mümkündür. Balzamik sirkesinin kullanım alanı diğer sirkelerin aksine çok daha geniştir. Farklı ağız tatlarına hitap eden balzamik sirkesi birçok farklı şekilde tüketilebilir.

Yemekle beraber kullanıldığında:

  • Balzamik sirkesi et ve tavuk yemeklerinde de çok sık kullanılabilir. Özellikle fırında tavuk yapıldığında tavuk üzerine damlatılacak balzamik sirkesi tavuğun lezzetini artırır.
  • Sebze kavurmalarında ve türlü yemeğinde kullanılabilir.
  • Bulgur pilavı ve kısırla beraber tüketilebilir.

Salatayla beraber kullanıldığında:

  • Yeşil salatalarda, diyet salatalarda ve ton balığı ile yapılan salatalarda limonla birlikte uyum sağlar. Ayrıca nar ekşisiyle birlikte de servis edilebilir.

Sos olarak kullandığında:

  • Ünlü İtalyan makarnası olan penne arabiata için hazırlanan domates sosuyla birlikte kullanılabilir. Bu karışım, makarnaya lezzetli bir tat katacaktır. (Nadiren mantar sosu içinde kullanılabilir.)
  • Kahvaltıda bir tabağa zeytinyağı ve balzamik sirkesini karıştırıp tüketmek hem çok sağlıklı hem de çok lezzetlidir.
  • Hardalla beraber de kullanılabilir.
  • Salam ve parmesan peyniriyle beraber kahvaltıda tüketilebilir.

Balzamik sirkesinin insan sağlığına birçok faydası da bulunur. Tüketildiği zaman vücutta yağ yakımında önemli rol oynar. Son zamanlarda diyet salataların sıradanlığını önlediği gibi lezzetini artırıp, yağ yaktırır. Kolesterol ve tansiyonu düzenleyici görevde bulunur. Ayrıca iştah acıcı etkisinin olduğu da bilinmektedir.

Balzamik sirkesini tüketirken dikkat edilmesi gereken birkaç nokta vardır. Balzamik sirkesini pişirmemek gerekir. Tavuk veya etle kullanılacağı zaman tavuğun veya etin üzerine istenilen miktarda döküp fırında buharlaşarak tat vermesini beklemek gerekir. Böylelikle yemeğe hem tat hem de koku bakımından güzel farklılık kazandırır.

Bu sirkeyi salatalara, yemeklere ve soslara çok fazla dökmek çeşitli mide rahatsızlıklarına yol açabilir. Ayrıca sirkenin miktarını artırmak yemeğin tadını almayı engelleyebilir. Balzamik sirkesinin saklama koşullarına dikkat etmek gerekir. Mümkün olduğunca serin, karanlık yerlerde saklamak bozulmaması için tavsiye edilir.

Evde Domates Turşusu Nasıl Yapılır?

Henüz tam olarak olgunlaşmamış, kızarmamış yeşil domateslerden yapılan domates turşusu, ekşi ve mayhoş tadıyla öne çıkar. İçeriğindeki sirke ve sebzelerden ötürü sindirime ve tansiyona iyi gelen turşuda, yüksek oranda mineral ve vitamin vardır. Evde domates turşusu yapılarak sağlıklı ve yemeklerin yanında sindirimi kolaylaştıracak bir garnitür elde edilebilir.

Domates Turşusu İçin Gerekli Malzemeler

  • 2 kilogram kızarmamış, ekşi yeşil domates
  • 2 tane kırmızı acı biber
  • 3-4 dal maydanoz
  • 4-5 diş sarımsak
  • 3 çay kaşığı tane karabiber
  • 2 çorba kaşığı kaya tuzu
  • 1 kahve fincanı üzüm sirkesi
  • 5 bardak içme suyu

Evde Domates Turşusu Nasıl Yapılır?

2 kilogram kızarmamış, ekşi yeşil domates yıkanır. Orta boyda seçilmeye özen gösterilmesi gereken domatesler, dört parça olacak şekilde kesilir. Diğer tarafta yıkanan 2 tane kırmızı acı biberin çekirdekleri ayrılır ve küp küp doğranır. Maydanozlar da ince ince kıyılır. Son olarak da 4-5 diş sarımsağın kabukları soyulup birkaç parçaya bölünür. Sebzeler hazır hale geldikten sonra 2 çorba kaşığı kaya tuzu, 5 bardak içme suyu ve 1 kahve fincanı üzüm sirkesi bir araya getirilip karıştırılır.

Turşunun yapılacağı cam kavanozlar, kaynar su ile yıkanıp dezenfekte edilir. İçerisine domatesler yerleştirilir. Yeşil domateslerin arasına 3 çay kaşığı tane karabiber, 4-5 diş sarımsak, 3-4 dal maydanoz ve 2 tane kırmızı acı biber doğranmış-kıyılmış sebzeler serpiştirilir. Turşu daha kısa sürede tüketilmek isteniyorsa kavanoz dibine bir avuç nohut bırakılabilir. Nohut turşunun daha çabuk olmasını sağlayacaktır. Aynı şekilde domateslerin daha çabuk olgunlaşması için kaya tuzu yerine sofra tuzu eklenebilir.

Sebzeler kavanozlara yerleştirildikten sonra tuzlu ve sirkeli su domateslerin üzerini aşacak kadar kapların içerisine dökülür. Eğer su biterse ve domateslerin üzerini örtmeye yetmezse aynı karışım tekrar hazırlanır ve turşuluk malzemenin üzerine boşaltılır.

Kavanozların ağzı hava almayacak kadar sıkıca kapatılır. Turşu kavanozu güneş görmeyecek, karanlık bir ortamda bekletilir. Hazır olma süresi en az 15 gündür. Ağzı açılan kavanoz tüketim devam edene kadar serin bir yerde bekletilmelidir.

Yaş Tarhana Nasıl Saklanır?

Yaş tarhana, İç Anadolu’nun en eski ve en lezzetli çorbalarından birisidir. Yaz ya da kış farketmeden, tüm mevsimlerde lezzetle içebilirsiniz. İçeriğindeki sebzeler ve bol miktarda kalsiyum içeren yoğurt özellikle bebekler ve çocukların geişiminde büyük bir önem arz ediyor. Ülkemizde kahvaltı dahil olmak üzere neredeyse tüm öğünlerde tüketilmektedir.

Eski dönemlerde soğutucu ve dondurucular olmadığından her türlü yiyecek maddesi kurutularak saklanırdı. Yoğurdu da kurutarak saklarlardı. Tarhana da esasında bu şekilde keşfedilmiştir. Kurutulan tüm yiyeceklerin aynı kazanda pişirilmesi sonucu, bu vazgeçilmez lezzeti ve besleyiciliğiyle tarhana yapılmış oldu. Kuru toz halinde olan tarhana saklanması açısındanda kullanışlıdır.

Yöreden yöreye değişmekle birlikte, genel yaş tarhana tarifi şu şekildedir: Domates. soğan, yogurt, kırmızı salçalık biber, acı  kırmızı biber tamamen ufalanarak küçük parçalar halinde karıştırılır. Arzuya göre ekşi yada tatlı olması sağlanabilir. Az bekletilen karışım tatlı, biraz daha çok bekletilen yani iki yada daha fazla gün bekletilen karışım ekşi tarhana olarak nitelendirilebilir. Bekletildikten sonra kıvamı koyulaştırmak için tarhana karışımının içine un ilave edilir. Tamamen tarhana hamuru yapıldıktan sonra, hamur küçük parçalara ayrılır ve buz dolabında sakalanır. İlk başta da belirttiğimiz gibi önceki dönemlerde soğutucu ve dondurucular bulunmadığından, neredeyse tüm yiyecekleri kurutarak saklarlardı. Fakat dondurucu ve soğutucuların aktif olarak kullanımına geçilmesinden sonra, kuru olarak tüketilen tarhana da artık yaş olarak tüketilme imkanına kavuşmuştur. Yaş tarhanalarda kullanımı için donduruculara koyulup saklanmaya başlanmıştır.

Tarhana hamurlarınızı küçük parçalar haline getiriniz. Küçük parçalardan kastedilen tek pişirmelik halinde olmalıdır. Yani ailenizin büyüklüğüne göre 6 ile 10 kişilik parçalar yapmalısınız. Elde ettiğiniz tarhana parçalarını, naylon poşetlere koyunuz. Burada önemli olan nokta, poşetlediğiniz tarhanaları tekrardan bir poşete daha koymanızdır. Bunun sebebi ise poşetlerin ince yapısıdır. Herhangi bir yırtılma söz konusu olduğunda istenmeyen görüntüler oluşabilir. Çift olarak poşetlediğiniz yaş tarhanaları, dondurucunuzun ön kısımlarına koymalısınız. Yaş tarhana yapısı gereği kuru tarhanadan biraz farklıdır. Kuru tarhana kullanım ömrü açısından uzun ömürlüdür. Ne yazık ki yaş tarhana için aynı şey söz konusu değildir. Bu nedenle, her ne kadar dondurucuda saklasanız da yaş tarhanayı çabuk tüketmelisiniz. Uzun süre bekletilen yaş tarhana besleyici özelliğini kaybedebilir.

Reçel Yapmanın Püf Noktaları

Reçel yapmanın püf noktaları hakkında bilginiz var mı? Lezzetli ve güzel bir reçel yapamak için ne gerekir? İşte tüm bunlar Reçel yapmanın püf noktaları ile ortadan kalkacak. Parmaklarınızı ısırtacak pratik bilgilerle artık reçelleriniz daha lezzetli olacak.

Reçel yapmanın püf noktaları

Kışlık reçelleriniz yapmadıysanız çok şanslısınız. Şimdi sizlere önereceğimiz pratik tarifler ile reçelleriniz harika olacak. Hatta reçellerinizin tarifini istemek için komşularınız kapınızı çalabilir. Pişirirken dibine yanma derdine, kıvamı oldu mu derdi ne son…

İşte Reçel yapmanın püf noktaları

-Dibinin tutmaması için reçeli kaynattığınız kabın içine cam bilye atın.

-Kabarmamamsı için kaba bir miktar tereyağı koyun ve reçeli tahta kaşıkla karıştırın.

-Kıvamını anlamak için suya birkaç damla reçel damlatın. Eğer dağılmazsa kıvamı yerindedir.

-Kayısı, şeftali gibi tatlı meyvelere az; vişne, erik gibi ekşi meyvelere daha çok şeker koymalısınız.

-Bazı reçellerde kullanılacak vanilya, tencere ateşten indirileceği zaman, pişen meyveye katılır. Ardından tencerenin kapağı kapatılıp soğumaya bırakılır.

-Kışa saklanacak reçellerin şekerlenmemesi için içine limon ya da limon tuzu katılmalıdır. Böylece şekeri kestirebilirsiniz.

-Reçeli yapılacak meyveler çürük olmamalıdır.

-Mümkün olduğunca taze ve olgun meyveler seçilmelidir.

-Pişirilirken reçel tahta kaşıkla ve hep aynı yönde karıştırılmalıdır. Aksi taktirde reçel geç kıvama gelir ve sulanır.

-Reçelin üstünde oluşan köpük, kıvamı olduktan sonra, sıcak suya batırılmış metal süzgeçle alınmalıdır.
– Yaptığınız reçeli sıcak ve iyi kurulanmış cam kavanozlara ağzına kadar doldurmalısınız. Üstünü bir kağıtla hava almayacak şekilde örtmelisiniz.

-Kavanozların kapakları reçel a sıcakken ya da soğuduktan sonra kapatılmalıdır.

-Kavanozlar ışık görmeyen, çok sıcak olmayan, ferah yerlerde saklanmalıdır.

-İşte enfes reçelleriniz kahvaltı sofralarınız için hazır. Afiyet olsun.